3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
Sürdürülebilirlik, basitçe “doğaya borç bırakmadan üretmek” demektir. Zeytinyağı üretiminde bu kavram:
● Toprak verimliliğini korumayı,
● Zeytin ağaçlarının yaşam döngüsüne zarar vermemeyi,
● Enerji tüketimini azaltarak doğal kaynakları israf etmeden üretmeyi ifade eder.
Gerçek sürdürülebilir üretim, her damla zeytinyağının arkasında çevreye ve insana duyulan saygıyı temsil eder.
Zeytin Ağacı: Doğanın Karbon Tutucu Kahramanı
Zeytin ağaçları sadece yağ üretmez; aynı zamanda karbon tutma kapasitesi yüksek bitkilerdendir. Yetiştikçe doğadaki sera gazı salınımını azaltmaya yardımcı olurlar. Bir dönüm zeytinlik, yılda yaklaşık 7 ton karbondioksit emer. Bu da zeytin ağacını, hem üretim hem ekosistem açısından iklim dostu bir bitki haline getirir.
Üretim Sürecinde Karbon Ayak İzi
Zeytinyağı üretiminde sera gazı etkisinin en fazla olduğu aşamalar:
● Zeytinlerin taşınması,
● İşleme sırasında enerji kullanımı,
● Rafine yağ üretiminde uygulanan yüksek ısı ve kimyasal işlemlerdir.
Oysa soğuk sıkım naturel sızma zeytinyağı, düşük enerjiyle üretilir ve kimyasal işlem görmez. Bu da karbon ayak izini azaltan bir üretim biçimi anlamına gelir.
Kısacası, doğal yöntemlerle üretilen zeytinyağı; çevre dostu, sürdürülebilir ve doğallığını koruyan bir tercihtir.
Gerçek Zeytinyağı, Doğaya Saygıyla Başlar
Sürdürülebilir üretim anlayışı, hem toprağa hem insana hem de geleceğe hizmet eder. Her damla zeytinyağı, doğanın emeğiyle birleşir ve sofralarımıza gelir.
Gerçek lezzet, sadece tadında değil; üretildiği toprağa gösterilen saygıdadır.
Nermin Hanım Zeytinliği: Her Damlasında Doğaya Saygı
Nermin Hanım Zeytinliği’nde üretimin her aşaması doğayla uyum içindedir. Doğaya zarar vermeden, güneş ışığından kazanım sağlayarak,enerji tasarrufuna ve toprak dengesine önem verilerek üretilen erken hasat soğuk sıkım zeytinyağlarımız, sadece sofralarınıza değil; geleceğe de değer katar.
Mutfağınızda yeni bir heyecan, tezgâhın üzerinde minicik bir mama kasesi ve taze haşlanmış sebzelerin o hafif buharı... Bebeğinizin ilk ek gıdasıyla tanışacağı o an, bir ebeveyn için hem en gururlu hem de en titizlendiği anlardan biridir. Şişenin kapağını açtığınızda burnunuza gelen o taze çimen ve çağla kokusu, sadece doğanın bir ikramı değil, evladınızın geleceğine yapacağınız en doğal yatırımdır.
Son yıllarda sağlıklı yaşam dünyasında sıkça duyduğumuz bir terim var: Polifenol. Özellikle zeytinyağı söz konusu olduğunda, bir yağın "sıradan bir yemeklik yağ" mı yoksa "şifa kaynağı bir iksir" mi olduğunu belirleyen en önemli kriter polifenol miktarıdır.
Mutfağınızda hafif bir buhar, taze haşlanmış kabağın o tatlı kokusu ve tezgâhın üzerinde duran minicik bir mama kasesi... Bebeğinizin o meraklı bakışları eşliğinde ilk kaşığı ağzına götürdüğü o an, sadece yeni bir tadın değil, bir ömür sürecek sağlıklı beslenme alışkanlığının da ilk adımıdır.