3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
Ülkemiz bir Akdeniz ülkesi. Akdeniz mutfağı demek, zeytinyağının temel olduğu lezzetler demek. Peki En İyi Zeytinyağı hangisi? Asıl soru bu. Ülkemizde yemek yazarları ‘gerçek zeytinyağı’, ‘halis zeytinyağı’ gibi garip kullandığına göre öküzün altında buzağı var demektir.
Bugünlerde Ege’de zeytin hasadı başladı ya da başlamak üzere.Ülkemiz bir Akdeniz ülkesi. Akdeniz mutfağı demek zeytinyağının temel yağ olduğu mutfak demek.Gelin görün ki bizde zeytinyağı tüketimi çok düşük. Halkta bir güven eksikliği var. Lokanta müşterileri de genellikle zeytinyağıyla yapılan yemekleri ağır buluyor. Haklılar.
Ben bir zeytinyağı uzmanı değilim. Kökü ve lezzetleri ayırt etmede kötü olmadığımı düşünüyorum. Ama elbette bu işin eğitimini almış ve öğrendiklerini büyük üreticilerin hizmetinde değil, tüketiciyi bilinçlendirmek, damak zevkimizi geliştirmek için kullanan uzmanlar var ülkede. Örneğin Beşiktaş’ta minik bir kavi olan Seray Ençetin. Kendisi de üretim yapan ve yurt dışında tam 8 sene bu konuda uzmanlaşmış Selin Ertürk. Hangizeytinyağı.com adlı bir sitesi olan Serdar Öçten Ünsal. Ne Selin Hanım’ı ne Serdar Bey’i tanırım. İlkinin Edremit’te methini duyduğum Midas zeytinyağını üreten Sabit Ertürk’ün akrabası olduğunu sanıyorum. Benim için önemli olan kamu yararına iş yapmaları çünkü zeytinyağının sağlık açısından faydalı olduğunu biliyoruz.
Beşiktaş’ta minik bir kavı olan idealist ve bilgili Seray Hanım’la tanıştım ve kavında bir tadım yaptık. Geçtiğimiz senede denediğim ülkemizde üretilmiş en aromatik ve kompleks lezzeti olan yağı da onda tattım. Tomasa. Manisa. İspanyol Arbequinas zeytinlerinden. 0.2 asidite, filtre edilmemiş soğuk sıkım ve erken hasat. Seray Hanım ve başkalarıyla konuşmalarım ve tadımlarım sonucunda vardığım sonuçları ve bilgileri şöyle sıralayabilirim:
1. Zeytinyağı taze olmalı. Örneğin şu anda hâlâ 2013’ler piyasada. Bunlardan kaçının.
2. Asit oranının düşük olması iyi tabii. Zeytin dalından toplanıp hemen sıkılırsa asit oranı düşük oluyor. Yere düştüğünde zeytin yara alırsa ve hemen sıkılmazsa, geçen zaman içinde asidite yükseliyor. ‘Sıkma zeytinyağı’ terimi en çok 0.8 asidi belirtiyor. 2 aside kadar olanları tüketen bir piyasa var ülkemizde.
3. İki asit üzerinde olanlar için asit düşürme teknikleri uygulanıyor. Bunun yolu da mesela üç-beş asit arasında olanları kazanlarda işi, basınç ve sud kostikle rafine işlemine sokarak ‘Riviera’ denilen sıfır asit zeytinyağı elde etmek. Riviera kelimesi sadece bizde kullanılıyor. “Sağlığa zararlı” deyip büyük üreticilerden 100 mektup almak istemiyorum. Ama ben evimde kullanmıyorum. Kokusu ve tadı olmayan bir zeytinyağı bu. Ayrıca ağır. Lokanta müşterisi ağır bulmakta haklı.
4. Başka gıdalarda olduğu gibi zeytinyağı konusunda da, hile demeyim ama maliyeti düşürüp, kârı maksimize etmek için oyunlar çeşitli. ‘Karıştırma Panayırı’ doğru bir deyim. İkiden fazla asidi olan zeytinyağlarına Riviera karıştırarak asidi düşürme bir yöntem. Riviera zeytinyağına bir miktar aside yüksek zeytinyağı koyarak da düşük asit elde edilebilir. Karışımdaki miktarlar ve asit oranları ile birçok karışım elde edilir ve pazarlanır. Sakın yanlış anlama olmasın. Büyükler hilekâr demek istemiyorum. Örneğin Tariş’e güveniyorum. Köy pazarlarında ucuza satılan zeytinyağlarında daha çok hile olduğunu düşünüyorum.
5. Maliyeti düşürmenin bir diğer yolu da kokusuz ve ucuz yağlar ekleme. Örneğim pamuk yağı ya da yoğunluk veren ve sizin, benim anlamamız zor olan haspir yağı.
6. Ülkemizde sıkım sırasında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Bir tanesi zeytinlerin plastik bidon içinde beklemesi ve okside olması. Bir başkası zeytin hamurunu aşırı ısıtarak veya şu ekleyerek verimi yükseltme. Bu yüzden yukarıda sevdiğim zeytinyağıyla ilgili söylediğim ‘soğuk sıkım’ kalitenin göstergelerinden biri.
7. Normal olarak altı, yedi kilo zeytinden bir kilo elde ediliyor. Ama bu otuz beşe kadar çıkabilir. Ben bu tip zeytinyağını sadece İtalya’da tattım. Örneğin Vatikan sarayının kullandığı Toskan Roberto Nanni. Elbette bu yemek pişirmek için değil. Koklamak ya da az eksi maya ekmeği bandırıp tatmak için.
8.Bir de tamamen öznel bir nokta var. Ben ülkemizdeki zeytinyağlarını aromatik ve kompleks damak açısından orta seviyede buluyorum. Ne zaman yurt dışından getirdiğim Toskana veya Sicilya veya Liguria zeytinyağlarıyla ile kör tadım yapsam farkı hemen anlıyorum. Farklı zeytinyağlarıyla uyum da önemli. Örneğin elegan Ligüria balık veya ahtapot carpaccio ile mükemmel. Gövdeli ve bir Toskana dana biftekle, baharatlı Sicilya domates salatası ile mükemmel.
9.Geçtiğimiz 6 ayda tadıp beğendiğim diğer yağlar şöyle: Öncelikle Kazdağı eteklerinde Nermin Gökdüman Hanım’ın Ovilo’su. Erken hasat olanı. Bitim baharlı. Diğerleri ise şöyle: Aterna Çiğ Yağ, Çanakkale Dalgıç, Osmaniye Babaoğlu ve Ayvalık Pina.
Kaynak: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/vedat-milor_553/zeytinyagi-ve-aci-gercekler_40008409
Doğal bakım ürünlerine ilgi arttıkça geçmişten günümüze ulaşan geleneksel sabunlar da yeniden keşfediliyor. Bunların başında ise bıttım sabunu geliyor. Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde uzun yıllardır üretilen bu özel sabun, doğal içeriği ve sade üretim yöntemiyle dikkat çekiyor. Halk arasında menengiç sabunu ya da Antep sabunu olarak da bilinen bıttım sabunu, kimyasal katkılardan uzak , hem cilt hem de saç bakımında tercih edilen geleneksel sabunlar arasında yer alıyor.
Mutfakta en sık karşılaştırılan iki yağın başında zeytinyağı ve tereyağı gelir. Peki tereyağı mı zeytinyağı mı daha doğru bir seçimdir? Aslında bu sorunun tek bir cevabı yoktur. Hazırlanan yemeğin türü, istenen aroma ve pişirme yöntemi, hangi yağın daha uygun olduğunu belirler.
Türkiye, zengin süt ürünleri kültürüyle dünyanın en özel peynir çeşitlerine sahip ülkelerden biridir. Her bölgenin iklimi, bitki örtüsü ve üretim geleneği, peynirlere kendine özgü bir karakter kazandırır. Türk peynirleri arasında öne çıkan Mihaliç peyniri, Bergama Tulum, İzmir Tulum ve Cunda Tulum ise hem üretim yöntemleri hem de lezzet profilleriyle birbirinden ayrılır.