3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
Kış aylarında mutfak dolabınızdaki veya balkonunuzdaki zeytinyağının bulandığını, beyazladığını, hatta tamamen donarak katılaştığını fark etmiş olmalısınız. Çoğu tüketici bu manzarayla karşılaştığında "Zeytinyağım bozuldu mu?" ya da "İçine başka bir yağ mı karıştırıldı?" diye endişelenir.
Gelin, bu konudaki bilimsel gerçeklere ve zeytinyağının doğasına birlikte göz atalım.
Zeytinyağı Neden Donar?
Zeytinyağı, içerisinde farklı yağ asitleri barındıran doğal bir meyve suyudur. Bu yağ asitlerinin (özellikle doymuş ve tekli doymamış yağ asitleri) her birinin donma noktası farklıdır. Zeytinyağı, su gibi 0 derecede aniden donmaz; sıcaklık düştükçe içindeki maddeler sırayla katılaşmaya başlar.
Genellikle zeytinyağı +4 ile +5 derecenin altına düştüğünde bulanıklaşmaya başlar ve sıcaklık daha da düşerse kristalleşerek donar.
Zeytinyağı Donması İyiye mi İşarettir, Kötüye mi?
Kısa cevap: İyiye işarettir.
Zeytinyağının donması, onun kimyasal yapısının bir gereğidir ve doğal hakiki zeytinyağı olduğunun en önemli göstergelerinden biridir.
Donan Zeytinyağı Hakkında Bilinen Yanlışlar
Donan Zeytinyağı Nasıl Çözülmelidir?
Donmuş bir zeytinyağını eski haline getirmek için acele etmemelisiniz.
Evde Zeytinyağı Donma Testi Yapılabilir mi?
Basit bir testle yağınız hakkında fikir sahibi olabilirsiniz: Bir çay bardağı zeytinyağını dondurucuya koyun. Yarım saat veya bir saat sonra çıkardığınızda yağın her yerinin aynı şekilde kristalleştiğini veya donduğunu görüyorsanız, bu iyi bir işarettir. Ancak bir kısmı donup bir kısmı tamamen sıvı kalıyorsa, karışım yağ olma ihtimali yüksektir.
Not: Bu test %100 bilimsel bir sonuç vermez; en doğru analiz laboratuvar ortamında yapılır.
Sonuç
Zeytinyağının donması, onun saflığının ve doğallığının sessiz bir kanıtıdır. Nermin Hanım Zeytinliği'nden aldığınız erken hasat soğuk sıkım zeytinyağları, en doğal haliyle size ulaşır ve soğukta donma özelliği gösterir.
Mutfağınızdaki "sıvı altın" donarsa korkmayın; o sadece kış uykusuna yatmış demektir. Oda sıcaklığına döndüğünde o eşsiz meyvemsi kokusu ve şifasıyla sizi karşılamaya devam edecektir.
Pazar kahvaltısına oturdunuz. Tabağınızda bembeyaz bir kalıp peynir duruyor. Çatalınızı batırdığınız o anı hayal edin... Peynir un gibi dağılıp parçalanıyor mu, yoksa çatalın ucunda asil bir bütünlükle mi duruyor? Ağzınıza attığınızda damağınızı saran o yoğun süt aroması, hafif tuzlu ve hafif ekşimsi o mükemmel dengeyi hissediyor musunuz?
Zeytinliklerimizde mevsimin döndüğü, rüzgarın serinlemeye başladığı günleri hayal edin. Dallar önce canlı, parlak bir yeşile bürünür; zeytinler henüz "gençtir", serttir ve hayat doludur. Sonra zaman ilerler, kış güneşiyle birlikte o yeşil taneler yavaşça mora, ardından siyahın en asil tonuna döner; zeytin "olgunlaşır", yumuşar ve yağlanır.
Ekim ayının serin sabahında, Kaz Dağları’nın eteklerindeki zeytinliğimizde olduğunuzu hayal edin. Elinizle dalından kopardığınız o taze, yeşil zeytini hafifçe sıktığınızda parmaklarınıza bulaşan o yoğun, meyvemsi koku... İşte o koku, zeytinin içindeki yaşam enerjisidir. O taze çimen, çağla ve domates sapı kokusunu şişenin içine hapsedebilmenin tek bir yolu vardır: Isıya meydan okumak.