3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
Osmanlı Mutfağının Zarif ve Sade Yıldızı: Fava
Osmanlı saray mutfağı, zengin çeşitliliği ve ustalıkla harmanlanmış tatlarıyla
bilinir. Bu mutfağın belki de en mütevazı ama unutulmaz tatlarından biri olan
fava, "sessiz meze" olarak anılmıştır. Görünüşüyle dikkat çekmese de, doğru
yapıldığında damağınızda kalıcı bir lezzet bırakır. Kuru baklanın, zeytinyağı
ve az miktarda şekerle pişirilmesi hem bolluğun hem de bereketin simgesi
olarak kabul edilirdi.

Fava’nın Tarihsel ve Kültürel Yolculuğu
Ramazan iftarlarından, sadrazam sofralarına kadar pek çok önemli masada
kendine yer bulmuştur. Fava, Osmanlı hanedanının vazgeçilmezlerinden
olmuş. İstanbul’daki konaklarda soğuk olarak sunulan bu meze, üzerine
“sadeliğin soyluluğu” notu düşülerek zarif sofraların baş tacı olmuştur. Bu
yönüyle fava, sadece bir yemek değil; zeytinyağının sakin ama güçlü
dokunuşunu temsil eden bir kültür mirasıdır.
Evde Fava Yapımı: Basit ve Lezzetli Tarif
Malzemeler:
• 2 su bardağı kuru bakla
• 1 kuru soğan
• 1 çay bardağı zeytinyağı
• 1 tatlı kaşığı toz şeker
• 1 tatlı kaşığı limon suyu
• Tuz
• Üzeri için dereotu ve ekstra zeytinyağı
Yapılışı:
1. Baklaları bir gece önceden suda bekletelim.
2. Doğranmış soğan ve diğer malzemeleri tencereye koyup, üzerini 3 parmak
geçecek kadar su ekleyelim.
3. Kısık ateşte baklalar yumuşayana kadar pişirelim.
4. Pişen karışımı blenderdan geçirip pürüzsüz hale getirelim ve borcama dökerek
soğumaya bırakalım.
5. Soğuyan fava dilimlenip, üzerine zeytinyağı gezdirilerek dereotu ile
süsleyelim.
Benzer geleneksel tarifler için blog sayfamızda gezinmeye devam
edebilirsiniz!
Kahvaltı, bizim kültürümüzde sadece bir öğün değil; aileyi, dostları ve doğanın sunduğu tüm bereketleri bir araya getiren bir törendir. Kuzey Ege’nin tertemiz havasından, Nermin Hanım Zeytinliği’nin asırlık ağaçlarından gelen o taze zeytinyağı kokusu sofraya ulaştığında ise kahvaltı bir şölene dönüşür.
Kapağını açtığınızda mutfağınıza dolan taze biçilmiş çimen, çağla ve domates sapı kokusu; damağınızda hissettiğiniz meyvemsi yoğunluk... İşte bu, binlerce yıllık zeytin ağacının bize sunduğu mucize. Peki, bu eşsiz deneyimi sıradan bir zeytinyağından ayıran "soğuk sıkım" sırrı tam olarak nedir?
Zeytin tutkunlarının çok iyi bildiği bir hassasiyet vardır: O ilk günkü diriliği ve tazeliği, kavanozun dibini görene kadar nasıl koruyacağız? Piyasadan alınan veya evde büyük bir emekle kurulan zeytinlerde en çok merak edilen o kritik soruya geliyoruz: Kavanozdaki su gerçekten dökülmeli mi, yoksa zeytin kendi suyunda mı kalmalı?