3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
“Zeytin ağacı insana hem ışık hem yaşam verir.” Binlerce yıl önce böyle yazıldı, bugün hâlâ değişmedi. Zeytin, bizim için hayatın ışığı; sofralar için bereketin sembolü.
Gün doğmadan zeytinliğe ineriz. Her hasat, toprağa verdiğimiz emeğin sofralara ulaşacak bir berekete dönüşmesidir. Bizim için hasat, sadece toplamak değil; doğanın sunduklarını, emeğimizi sofralarımıza taşımaktır.
Biz bu topraklarda yalnızca zeytin toplamıyoruz; birliği, sabır ve emeği de biriktiriyoruz. Her tanede emek ve alın teri var.
Zeytinyağı seçerken en önemli şey kaynağıdır. Ağacın gövdesinden sofraya uzanan yol temiz ve dürüst olmalı. Nermin Hanım Zeytinliği olarak bakım da ve her hasatta bu prensiple çalışır; zeytinimizi dalından kopardığımız an zeytinyağı üretim yolculuğumuza başlarız.
İyi yağ kendini önce kokusuyla belli eder. Zeytinyağı önce burunda mis gibi meyvemsi kokular dilin üzerinde güzel bir tat ve acılık, genizde ise yakıcılık bırakmalı. Bu doğru zamanda doğru yöntemle sıkıldığını gösterir.
Her mutfak iyi ve taze zeytinyağını hak eder. Nermin Hanım Zeytinliği olarak kendi bahçelerimizden, kendi fabrikamızda ürettiğimiz zeytinyağlarımız tam da bunu yapar. Mutfağımızda her yemeğiniz daha lezzetli, daha sağlıklı olur.
Gerçek zeytinyağı değişmez; her hasatta yeniden doğar. Zeytin ağacından şişeye, şişeden sofraya yolculuğu tamamlanır. Asıl hikâye şimdi başlar….
Mutfağınızda hafif bir buhar, taze haşlanmış kabağın o tatlı kokusu ve tezgâhın üzerinde duran minicik bir mama kasesi... Bebeğinizin o meraklı bakışları eşliğinde ilk kaşığı ağzına götürdüğü o an, sadece yeni bir tadın değil, bir ömür sürecek sağlıklı beslenme alışkanlığının da ilk adımıdır.
Mutfakta taze toplanmış marulların, körpe salatalıkların ve mis kokulu domateslerin birleştiği o iştah açıcı salatayı hazırladınız. Üzerine erken hasat zeytinyağınızı gezdirdiniz. Şimdi o son, can alıcı dokunuşta sıra: Şişeyi eğdiğinizde akan o koyu yakut rengi, genzinizi hafifçe sızlatan mayhoş koku ve damağınıza değdiği an yayılan meyvemsi derinlik...
Sofraya oturdunuz, tabağınıza biraz zeytinyağı döküp taze bir ekmek banacaksınız. Beklentiniz ne? İpek gibi boğazınızdan kayıp giden, hafif ve meyvemsi bir tat mı; yoksa dili hafifçe kamaştıran, genzinizi yakan, "Ben buradayım!" diyen baskın bir karakter mi?