3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ

Blogumuzun bu haftaki konuğu Elif Kübra Genç…
Antalya’da zeytin bahçelerinde fotoğraf çektirirken odamın bir köşesinde ‘fotoğraf çekilecekler’ bölümüne ayırdığım Nermin Hanım Zeytinliği’nden gelenler düştü aklıma. Çilekleri toplayıp yerken zeytin ağaçlarını izledim. Zeytini dalından yemedim ama onu yaradana tefekkür ettim. Öyle güzel ki.. Her zaman derim ya ‘Yaşamak gerek!’
Nermin hanım Zeytinliği Türkiye’nin altın madalyalı zeytinyağlarına sahipmiş. Edremit bölgesinde, oksijeni bol Kaz Dağları eteklerinde yer alan Altınoluk, Avcılar, Güre, Kızılkeçili, Dereli köyleri yamaçlarında imiş. İnşallah bir gün Nermin hanım zeytinliğini kendi gözlerimle görmek nasip olur.
Kaz Dağı, dünyanın en lezzetli zeytinyağlarının üretildiği yerlerden biriymiş. Bölge düşük asitli ve kendine has güzel kokulu zeytinyağları ile farklı bir aromaya sahipmiş. Zeytinler gelir gelmez yemeğe başlamıştımda kendimi durduramamış 20- 30 tane yemiştim :) Gerçekten efsane idi. Doğal zeytinin tadı bir başka oluyor yahu.
Ayrıca ‘‘ÜSTÜN LEZZET ÖDÜLÜ” ve ‘‘ALTIN MADALYA’‘ gibi ödüller aldıklarını söylemeden geçmek olmaz.Nermin Hanım Zeytinliğin’den Gelenler beni çok mutlu etti. Sevgili Nermin Gelbal Gökduman’ a bana bu lezzetleri hiç bir karşılık beklemeden tattırdığı için çok teşekkür etmek isterim. Denemek isterseniz nerminhanim.com‘a tıklayabilirsiniz.
Pazar kahvaltısına oturdunuz. Tabağınızda bembeyaz bir kalıp peynir duruyor. Çatalınızı batırdığınız o anı hayal edin... Peynir un gibi dağılıp parçalanıyor mu, yoksa çatalın ucunda asil bir bütünlükle mi duruyor? Ağzınıza attığınızda damağınızı saran o yoğun süt aroması, hafif tuzlu ve hafif ekşimsi o mükemmel dengeyi hissediyor musunuz?
Zeytinliklerimizde mevsimin döndüğü, rüzgarın serinlemeye başladığı günleri hayal edin. Dallar önce canlı, parlak bir yeşile bürünür; zeytinler henüz "gençtir", serttir ve hayat doludur. Sonra zaman ilerler, kış güneşiyle birlikte o yeşil taneler yavaşça mora, ardından siyahın en asil tonuna döner; zeytin "olgunlaşır", yumuşar ve yağlanır.
Ekim ayının serin sabahında, Kaz Dağları’nın eteklerindeki zeytinliğimizde olduğunuzu hayal edin. Elinizle dalından kopardığınız o taze, yeşil zeytini hafifçe sıktığınızda parmaklarınıza bulaşan o yoğun, meyvemsi koku... İşte o koku, zeytinin içindeki yaşam enerjisidir. O taze çimen, çağla ve domates sapı kokusunu şişenin içine hapsedebilmenin tek bir yolu vardır: Isıya meydan okumak.