3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
Her büyük yolculuk için ilk adım çok özeldir.
Nermin Hanım Zeytinliği için bu ilk adım, Çanakkale giden eski taşlı Çanakkale yolunun üzerinde, Kaz Dağları’ nın eteklerinde yer alan ilk zeytin bahçemizdir. Bu bahçemiz, bizim için sadece zeytinlik değil; bu noktaya gelmemizi sağlayan uğurumuzdur.
Bu ilk zeytin bahçemiz, Atatürk’ün Çanakkale Savaşı’na giderken kağnıların geçtiği eski Çanakkale yolu üzerinde bulunur.
Aynı zamanda, Atatürk’ün mola verdiğinde altında kahvesini içtiği tarihi çınar ağacına da yürüme mesafesindedir. Bahçe, tam Kazdağları’nın eteklerinde yer alır.
Kaz Dağları’nın eteklerinde konumlanması, bahçeye ayrı bir huzur ve doğallık katar. Sabahın erken saatlerinde, hafif sis tabakası dağların üzerinden süzülürken zeytin ağaçlarının yaprakları çiğ damlalarıyla parlar. Rüzgarın ağaçların arasından hafif hafif esmesi, yaprakların hışırtısı ve kuş cıvıltıları, buraya adım atan herkese derin bir sakinlik hissi verir. Toprağın mis kokusu, zeytin ağaçlarının doğal yeşili ve Kaz Dağları’nın tertemiz havası, bu bahçeyi sadece bir tarım alanı olmaktan çıkarıp doğayla iç içe bir deneyim alanına dönüştürür. Günün farklı saatlerinde değişen ışık, gölgeler ve dağ silueti, buraya gelen herkesin adeta zamanın yavaşladığını hissetmesini sağlar.
Bu özel konum ve atmosfer, Nermin Hanım Zeytinliği yolculuğunun başlaması için mükemmel bir ortam sunar. Hem tarihi yolun taşıdığı anlam hem de Kaz Dağları’nın doğallığı, zeytinliğimizi benzersiz kılar.
Her fidan, sadece zeytin vermekle kalmaz; aynı zamanda zeytinyağına olan tutkumuzu da besler.
Zeytin bahçemiz zeytinyağımıza hayat veren bir kaynak olmanın ötesinde, hayallerin toprağa nasıl kök saldığının sessiz bir kanıtıdır.
Mutfağınızda hafif bir buhar, taze haşlanmış kabağın o tatlı kokusu ve tezgâhın üzerinde duran minicik bir mama kasesi... Bebeğinizin o meraklı bakışları eşliğinde ilk kaşığı ağzına götürdüğü o an, sadece yeni bir tadın değil, bir ömür sürecek sağlıklı beslenme alışkanlığının da ilk adımıdır.
Mutfakta taze toplanmış marulların, körpe salatalıkların ve mis kokulu domateslerin birleştiği o iştah açıcı salatayı hazırladınız. Üzerine erken hasat zeytinyağınızı gezdirdiniz. Şimdi o son, can alıcı dokunuşta sıra: Şişeyi eğdiğinizde akan o koyu yakut rengi, genzinizi hafifçe sızlatan mayhoş koku ve damağınıza değdiği an yayılan meyvemsi derinlik...
Sofraya oturdunuz, tabağınıza biraz zeytinyağı döküp taze bir ekmek banacaksınız. Beklentiniz ne? İpek gibi boğazınızdan kayıp giden, hafif ve meyvemsi bir tat mı; yoksa dili hafifçe kamaştıran, genzinizi yakan, "Ben buradayım!" diyen baskın bir karakter mi?