3000 TL VE ÜZERİ KARGO ÜCRETSİZ
Tarhana, Anadolu mutfağının en eski ve en özel fermente yiyeceklerinden biridir. Asırlardır köy meydanlarında serilen bezlerin üzerinde kurutulur; kış hazırlıklarının en kıymetli parçası, sofraların vazgeçilmez lezzeti olur. Bir kase sıcacık tarhana çorbası yalnızca karın doyurmaz; aynı zamanda geçmişten bugüne taşınan kültürün, birlik ve paylaşımın simgesidir.
Her yudumunda, Anadolu kadınlarının sabrını, emeğini ve doğanın verdiklerinin lezzetini hissedersiniz. Tarhana çorbası kokusu, çocukluğumuzun kış akşamlarını, soba başını ,ninelerimizin dualarını ve sofralardaki birlikteliği hatırlatır.

Malzemeler:
4 yemek kaşığı Nermin Hanım Zeytinliği Tarhana
1 adet küçük boy kuru soğan
1 adet domates (rendelenmiş)
2 yemek kaşığı Nermin Hanım Zeytinliği Olgun Hasat Zeytinyağı
1 yemek kaşığı Nermin Hanım Zeytinliği Domates Salçası
5 su bardağı su (et suyu veya tavuk suyu da olabilir)
Tuz
Not: İsteğe, damak tadına göre karabiber, zerdeçal, pul biber, nane, kekik damak ilave edilebilir.
Üzeri için: 1 yemek kaşığı Nermin Hanım Zeytinliği Edremit Erken Hasat Zeytinyağı
Hazırlanışı:
Soğanı küçük küçük doğrayalım. Tencereye alıp Nermin Hanım Zeytinliği Olgun Hasat Zeytinyağı ile pembeleşene kadar çevirelim.
Rendelenmiş domatesi ve salçayı ekleyelim, kokusu çıkana kadar karıştıralım.
Üzerine suyu ilave edelim ve kaynamaya bırakalım.
Kaynayan suya önceden ılık su ile ıslatılıp yumuşatılmış tarhanayı azar azar ekleyelim, topaklanmaması için sürekli karıştıralım.
Çorba kıvam alıncaya kadar kısık ateşte pişirelim.
Servis etmeden önce üzerine Nermin Hanım Zeytinliği Edremit Erken Hasat Zeytinyağı gezdirelim.
Anadolu’nun bereketini ve paylaşma kültürünü sofralarımıza getiren tarhana: Nermin Hanım Zeytinliği’ nin özenle ürettiği ürünler ile birleştiğinde ise hem daha hafif hem de daha lezzetli bir hale geliyor. Afiyet Olsun!
Mutfağınızda hafif bir buhar, taze haşlanmış kabağın o tatlı kokusu ve tezgâhın üzerinde duran minicik bir mama kasesi... Bebeğinizin o meraklı bakışları eşliğinde ilk kaşığı ağzına götürdüğü o an, sadece yeni bir tadın değil, bir ömür sürecek sağlıklı beslenme alışkanlığının da ilk adımıdır.
Mutfakta taze toplanmış marulların, körpe salatalıkların ve mis kokulu domateslerin birleştiği o iştah açıcı salatayı hazırladınız. Üzerine erken hasat zeytinyağınızı gezdirdiniz. Şimdi o son, can alıcı dokunuşta sıra: Şişeyi eğdiğinizde akan o koyu yakut rengi, genzinizi hafifçe sızlatan mayhoş koku ve damağınıza değdiği an yayılan meyvemsi derinlik...
Sofraya oturdunuz, tabağınıza biraz zeytinyağı döküp taze bir ekmek banacaksınız. Beklentiniz ne? İpek gibi boğazınızdan kayıp giden, hafif ve meyvemsi bir tat mı; yoksa dili hafifçe kamaştıran, genzinizi yakan, "Ben buradayım!" diyen baskın bir karakter mi?